Mor'art Aslanım

23 Ağustos 2009 Pazar


Mor formalarla sahadayız bu gece. Kayseri geçen seneye oranla zayıflamış ve klasik defansif oynayan bir takım. En fazla 2 farklı bilemedin 3 farklı biteceğine inandığım bir maç ama gol perdesini açana kadar kan kusucaz fark 2. yarı gelebilir. Gerçi hele bi ilk gol gelsinde elbet gerisi gelir. Muhtemelen Kewell sakatlığı nedeniyle oynamayacak. Kayseri'de şayet sakatlıkları hala devam ediyorsa Troisi, Toledo ve Eren Güngör yok.


Leo


Sabri - Gökhan - Servet - Hakan


Barış(Elano) - Sarp - Ayhan


Keita - Baros - Arda(Aydın)


11i ile muhtemelen sahaya çıkacaz. Rakibi açmak için yaratıcı oyuncularımıza ve uzaktan şutlara ihtiyacımız çok olacak.

Re-Bolted

21 Ağustos 2009 Cuma


Usain Bolt 3 günde 2. Dünya rekorunu kırdı. Bakalım yakında Uzay Yolu filminde yeni Mr.Spark olarak onu görebilecekmiyiz. Repliği bile hazır 'Bolt bizi ışınla'

'Kader'de Varsa Üzülmek Neye Yarar Büzülmek


Brezilya - Estonya maçından yola çıkarak bir tümden varım yapmıştık. Rakibin kapalı oyunu tercih edip bizi yıldırmak için sert oynayacağını belirtmiştim. Kaleci Kaalma'nın Arda'ya attığı açık tekme ve son golü kendi kalesine atan Leitan'ın Keita ve 2. yarıda Kewell'a yaptığı fauller bu öngörümüzü doğruladı malesef. Bu noktada Allah'tan ciddi bir sakatlık olmadı.




Bu sertlik ön görümüz nedeniyle Orta Çağdaki savaşlardaki gibi bir maç oldu ilk yarıda. Şayet surlarla çevrili bir kaleyi ele geçirmek için içeri sızma yapamıyorsan(Truva atı misali) düşmanın surlarını yıkmak için topları kullanıp düşmanın direncini kırarsın. İşte Keita, Arda tarafından başarısızlıkla sonuçlanan sızma operasyonun ardından top kaleciden döndü ve Keita topu iyi takip edip ilk suru yıktı. rakibin bireysel yıldızlarımıza karşı yaptığı faullerden birinde daha Levadnia Talin 'Kader'ine mahkum oldu. Savunması iyice düşen Talin artık daha açık oynamaya çalışınca kafamda beliren 5lik simit olurlar düşüncesi gerçekleşti.





Gelelim Elano'ya : Talin'li oyuncular sağdan bindiren Kewell'a biri insanlık dışı 2 sert faul yaptı. Bu serbest vuruşların 2side Elano'ya kullandırıldı. Yalnız Elano'nun direk kaleye vuramayacağı noktadan neden oyuncularımız adamın kaleye vurmasını bekledi ve (özellikle 2. frikik için konuşuyorum) hamle yapmadılar. Tamam adam geleli 2 hafta oldu ve ilk defa maça çıkıyor ama bir insan evladıda pozisyonu takip eder hani. 5. golde ise Allah'a çok teşekkür ettim. Gerçekten sopası yokmuş. Leitan ve Arda'ya tekme atan Kaalma'yı kötü cezalandırdı. Hatta Rijkaard bile güldü gole. O derece.






Rövanşa hangi kadroyla çıkcağımız belli oldu. As kadrodan maç eksiği olan ve rotasyonda bulunan Kewell, Elano ve M. Topal için iyi bir hazırlık maçı olacak. Artık gruplardayız. Bu arada maçın adamı olan Keita'nın Gürcan Bilgiç'e çok selam söyledi. Bilmem kendisi duydumu bunu. O da muhtemelen Guiza'nın boş kaleye kaçırdığı gole ertesi günkü yazısında ne gibi mazeret üretebileceğini düşünüyordu.

Hayırlı Ramazanlar

20 Ağustos 2009 Perşembe

Acılar Unutulmaz, Bugün 17 Ağustos

17 Ağustos 2009 Pazartesi


Belki cahilliğinden olsa gerek annem deprem esnasında çok ironik bir laf etti : 'Dışarda deprem oluyor, içeri girin !!' Dedim 'manyak mısın? bina başımıza yıkılacak. Ne içeri girmesi' diye tepki alınca haliyle sustu. Ah anam garip anam.


En çokta rahmetli babama gülmüştüm. Adam 70 yaşında ve her iki ayağındaki varisler nedeniyle rahat hareket edemiyordu. Deprem paniği ile sokağa dökülürken babamı almayı unuttuğumuzu fark ettik. Eve döndük yok. Artçılar vuruyor, tırsıyoruz haliyle. Seslendik 'nerdesin' diye. Sokakta 2 sandelyeyi karşılıklı çekmiş ayaklarını uzatmış. Elinde bastonunu çevirerek : 'Hakan, İsmail burdayım'. Be adam ne ara sıvıştım. Demek ki can havli dedikleri şey bu olsa gerek.



Sonra kankam Berk'in babanesine bakmaya kumsala inerken yokuşta bir velet deprem nedeniyle sokağa dökülen insanları görünce 'Aaa sadece bizde deprem olmamış' diyince bende artık sinirler laçkalaştı. Yarıldım gülmekten. Taa ki ertesi sabah televizyonlarda yıkılmış hayatları enkazlar altında görene kadar. Meğer bi gece evvel 3 paragraf boyunca güldüğüm enstantanelerin başka diyarlarda acı olanlar varmış. Deprem Büyükada'da 6.9 şiddetinde hissedildi. Ve hala olası İstanbul depremini tetikleyecek fay hattının 8 km. ötesinde yaşayan bi ailem var.

My Name Is Bolt, Usain Bolt


Usain Bolt insan üstü bir performansla 100 mt.yi 9.58'le koşup yeni dünya rekorunu kırdı. Yuh diyorum, bakalım 9.50'nin altına ne zaman düşecek yeni derece.

Benziyorlar

16 Ağustos 2009 Pazar



Steve Buscemi & Orhan Ak

4-1 Kere Maşallah


Önce size


Sonra da size

Parçala Parçalı

15 Ağustos 2009 Cumartesi


Yine ligin başı, yine ASY, yine Denizlispor. Parçalı formalarla çıkıp parçalayacaz 'Horoz'u başka yolu yok. Elono'yu muhtemelen 2. yarıda sahada göreceğiz.





Franco


Sabri - Gökhan - Servet - Hakan


Ayhan - Sarp - Arda


Keita - Baros - Kewell(Aydın)




11'i bizleri mest edecek as takım olarak sahada yer alacaklardır. Denizlispor'da ise Angelov ve Bangoura özellikle dikkat etmemiz gereken oyuncularından. Murat Hacıoğlu iyi bir kontra atak oyuncusu. Buna rağmen geçen seneki kadrolarından yaklaşık 11-12 oyuncuyu değiştiren Denizli karşısında en az 2 fark bekliyorum. Son iki sezonda forma giyen ve bu sene giden Carlos Alberto'nun olmayışı özellikle bizim sağ kanattan yapacağımız organizasyonlarda hem etkin olmamızı sağlayacaktır hem de olası Denizli frikiklerinin daha az tehlikeli olmasına etken olacaktır.

Sherlock Holmes


En sevdiğim karakterlerden biri daha yıllar sonra tekrar sinemaya uyarlandı : Sherlock Holmes. Baş Rollerini Robert Downey Jr.(S. Holmes) ve Jude Law(Dr. Watson) oynuyor. Filmin yönetmeliğini ise Madonna'nın eski kocası Guy Ritchie yapıyor.


Aslında bu ikilinin yerine S.Holmes rolünde Sean Connery ve Watson rolünde Michael Caine'in olduğu bir versiyonu kesinlikle tercih ederdim.

İşkembeci


Maradona : 40 işkembeciyim böylesini ilk defa görüyorum.

Adolf Hitler - Kavgam

13 Ağustos 2009 Perşembe


...Devlet toprakları bütün Almanları içine aldığında onları beslemeye gücü yetmezse, milletin duyacağı ihtiyaçtan dolayı, yabancı toprakları ele geçirme hakkı doğacaktır...

Adolf Hitler(Kavgam, 3. paragraf)



Ülen insan 550 sayfalık kitabın ilk sayfasındaki 3. paragrafından niyetini bodozlama belli etmezki be kardeşim.

Digiturk Düdükleme Servisi


Bu hikayeyi yazmamın sebebi 3puan'un yaşadığı kampanya sorununu dile getirmesi oldu. Onun adına üzüldüm. Benzer bir mağduriyet daha ağır maddi koşullarda karşıma çıkmasına rağmen karşılaştığım icra takibini yıllarca süren uğraşlar sonunda 2007 yılında kaldırttım. İşte 5 yıllık Digiturk çilem :



Yıl 2001. O dönem rahmetliden kalan mahalle dükkanını işletmemden dolayı gazeteler her gün elimden geçtiğinden hiç eksik kuponum olmuyordu. Hatta tanıdıkların gazetelerinden ricayla kesip aldıklarımda dahi olmuştu gazeteye ekstra para vermiyeyim diye. Sonunda Sabah gazetesinin yaptığı promosyon sayesinde 2 ay ücretsiz full paketle Digiturk sahibi olmuştum. Herşey güzeldi. Yaz dönemi olduğundan sadece filmleri takip ediyordum moviemax vb. kanallardan. Yalnız Kasım 2001'de askerliğim nedeniyle(son 18 aylık tertiptim) Digiturk'e olan borçlarımı ödeyip gönül rahatlığı ile askere gittim. Acemilik bittikten sonra yanlış hatırlıyorsam 2002 Şubat-Mart gibi annemle konuştuğumda Büyükada'da Digiturk işlerini yapan Cengiz Abi'nin gelip söküp alacağını söyledi annem. 'Tamam söksünler gerek yok artık ona' dedim.



2003'te tezkere alıp birkaç geçici işte çalışmıştım ve Eylül ayı gibi işsizdim. Eve iade taahütlü bir evrak geldi. Annem almıştı zarfı. Alelacele yanımda odamda bitti 'Hakan şuna bi bak ne diyor. avukattan geliyormuş' diyince afalladım, 'ne işimiz olur bizim mahkemeyle avukatla' diye söylenerekten açtım zarfı. Okuduğumda ise avukattan gelen yazının Digiturk'le ilgili gerekli donanımın iade edilmemiş olması nedeniyle gecikme faizleri ve avukatlık masraflarından oluşan yaklaşık olarak 1500-1700 tllik bir meblağın 1 hafta içinde ödenmesi gerektiğini aksi halde icra geleceği belirtiyordu. Haliyle bende anneme neyi iade etmediğini sert bir şekilde sordum hemde söyleniyorum. Bundan sene evvelin parasıyla 1500-1700tl harbiden çok hatrı sayılır bir paraydı. Burada Anneme bir parantez açmak istiyorum. Annem hiç okula dahi gitmemiş, okuma yazması olmayan ama gendini çok iyi yetiştirmiş bir ev hanımıdır. Özellikle okuması olmadığından yazılı hiçbir evrağı atmaz. İşte Cengiz Abi decoderi alırken anneme teknik servis işlem formu vermiş ve bu kağıdı 1.5 sene boyunca tapuların falan olduğu yerde saklamış . Kağıdı alıp vardım Cengiz Abi'nin yanına. Abi hal böyleyken telefunken hesabı mevzuyu anlattım. Yok bişey olmaz yalnız evrağı sakla dedi bana. Sonra avukatı aradım üstüne oradaki kadın bana 'bu tutarın ödenmesi gerekiyor. gerekli tahkikat başlatılmış' diyince tekrar tutuşup mahalledeki İsmail Abi'nin yolunu bekledim o akşam. Kendisi avukat olması nedeniyle daha iyi iblir bu tarz konuları. Elimdeki evrağa baktı yapılan işlem olarak iade kutuğunda işaretli görünce 'tamam bir yazı yazalım icra müdürlüğünden iade taahütlü yollayalım' dedi. Ertesi gün hallettik işleri. Tamam kurtulmuştum artık bu beladan. Gerçekten oldukça yüklü bir paraydı icaraya konu olan meblağ hele benim gibi işsiz olunca.



Tabi yıllar geçti ve ben hala devam ettiğim işime başalayalı 1-1.5 yıl olmuştu. O dönem Kartal'daki evime taşınmıştım ama Ada'daki evde annem hala oturuyor. Ada'ya haftasonu tatilim için gelmiştim bir sonbahar akşamı. Arkadaşlarla buluştuk sahilde lokantada içmeye başladık. Geceyarısı gibi eve gelmiştim. Annemle yine dertleştik. Annem bu arada 'yine Digiturk'ten kağıt geldi' dedi. Kağıdı incelediğimde 'Faiz indirimi Kampanyası' adında bir yazı görünce iyice işkillendim, 'neyin faiziymiş' diye açtım zarfı ve bana 2003 yılında gönderdikleri icra takibinin hala devam ettiğini şayet icraya konu olan ana parayı peşin olarak yatırırsam %75 oranında uygulanan icra faizi indiriminden istifade edebileceğim yazıyor. Haliyle alkollüyüm ama aklım yerinde bildiğiniz çakır keyif yani. Yaklaşık 3-4 yıl olmuştu üst paragraftaki olayın üstünden geçeli ama anılarda hala tazeydi olanlar ve verilen nasihat. Nasihat neydi hatta Cengiz Abi söylemişti : 'Yok bişey olmaz yalnız evrağı sakla' evet o evrak hala elimdeydi. Hemen müşteri hizmetlerini aradım. Burda da bir parantez açmak istiyorum. Çünkü ben bir Global Bilgi çalışanıyım. Bu Turkcell ve grup şirketlerinin ve Karamehmet'e ait kurumların çağrı merkezini işleten firma. Tesadüf bende Turkcell'deyim. Yani konuşacağım kişide Global bilgi bünyesinde Digiturk çağrısı karşılayan ismini cismini dahi bilmediğim bir mesai arkadaşım. Ama o kadar sinirliydimki anlatamam. Büyük bir hiddetle konuşyordum müşteri temsilciyle bunda alkolünde etkisi var ama şunu iyi beceriyordum : Küfür etmiyordum ve son derece kendinden emin bir tavrı yönetiyordum. Bu tarz çağrılar bizdede oluyordu. Müşterileri genelde 'avukatlık bürosuyla konuşun' şeklinde bir scriptimiz var. Ama bana işlemez. Dedimki karşımdaki arkadaşa : 'Şuan elimde Tekniz Servis İade Formunuz var yapılan işlem iade olarak görünüyor. Sizin bende neyiniz kaldı da ben icralığım' soru gayet açık. Yanıt şaşırtıcı : 'Decoder Hakan Bey'. 'Peki bu icra takibim hangi tarihte başlatıldı' yanıt daha da şaşırtıcı 'Haziran 2003' 'İyi de sizin decoderiniz sizin tekniz servisinizce icara tarihinden 2-3 ay önce alınımış olmasına rağmen neden icralığım ben' Aslında çocuğa belden aşağı vurdum bu noktada çünkü kendiside buna yanıt veremez. O yüzden görüşmeyi teşekkür edip sonlandırdım. Çünkü bahsi geçen elimdeki form 3 nüsha 1i bende 1i Cengiz Abi'de kalıyor diğeri ise decoderle beraber Digiturk'e gidiyor. Bahsi geçen son 2 nüshadan birinin sisteme girilmemiş olması nedeniyle yaklaşık olarak 2800 civarında bir icra takiyle karşı karşıyaydım. Bunun vebalinide ben ödemek zorunda değildim. Tekrar İsmail Abi ile konuştum. 'Boşver Hakan onlar yollasın kağı sen birşey yapma' dedi. 'Abi peki dava açsak, maddi manevi olarak'. Yanıt daha moral bozucu oldu : 'En az 2-3 yıl mahkemelerde koşturursun' diyince caydım. Sonra bana Digiturk'ten bu kağıdı gönderdiğim avukatla konuşunca aslında 2003 yılında bitmesi gereken işin sadece kendi işgüzarlıkları nedeniyle bunca yıl devam ettiğini anladım. anlarada anlattım 2003teki itiraz sürecimizi. Adam ne dese beğenirsiniz : ' Bizim işimiz başımızdan o kadar aşkınki biz sizin icara itirazınızi gidipte Beyoğlu İcra Müdürlüğünden alamadık'. Be gavat o zaman ne diye sen para alıyorsun acaba.



Bunun üstüne oldukça sıkı bir itiraz yazısı yazıp ekledim : 'Şayet bir daha benzer biz icra kağıdı daha gelirse maddi ve manevi bütün tanzim hakkımın tarafınızca karşılanması yönünde saklı tutuyorum' Yaklaşık 2 gün sonra Digiturk müşteri hizmetlerinden icara takibinin nihayet sona erdiğini belirten bir telefon aldım. Sordum kızcağıza ' Peki bu icra takibinin sonlandığına dair bana kağıt verecek misiniz?' Yanıt komik 'Hayır ama görüşmelerimiz kayıt altında' Boş durmuyorum artık yapıştırdım lafı 'İyi de görüşmemiz en fazla 6 ay kayıtlı kalıyor. Bende senin yaptığın işi yapıyorum' diyince kız aptallaştı ve elimde evraklarımı saklamamı rica etti. Kağıtlar en son yazdığım evraklarla beraber saklı.



Bu tarz konularda sizlere verilen her türlü evrağı saklayın ve altına imza attığınız her sözleşmeyi muhakkak okuyunuz. İşin en ironik tarafı ise maaşımı ödeyen Karamehmet'e mahkeme açmak olacaktı.

Estonya-Brezilya Maçından Galatasaray - Levadia Maçına Bakış


Dün NTV Allah'tan Estonya-Brezilya maçını verdi. Optimum ne gibi bir rakibe karşı forma giyeceğimiz belli. Gerçi sahada Levadnia'lı hiçbir futbolcu yer almadı. Elbette bu noktadan baktığımızda şu anki kanaat gerçekçi olmayacak, sadece futbol zihniyeti olarak teknik ekiplere yaratacakları sorunlar için dün gece bir örnek teşkil edebilir.



Maça bakacak olursak yine dün Brezilya hep ayağa kısa oynadı. Gol noktalarında forvetlerin pozisyon alışlarında ve son vuruşlarındaki şansları yanlarında olsaydı maç 5-6 farka gebeydi. Estonya topa hakim olmamadığı her an sinirlenmeye ve sanki puan mücadelesi verir gibi hırslı ve sert oynamaya başladı. Zira henüz 36. dk.da eski BJK'li Kleberson yerini çiçeği burnunda Galatasaray'lı Elano ile yer değiştirirken sağlık ekibince sedyede sahayı terk ediyordu. Parejko'nun Luisao ile kapışması, Kruglov'un Alves'in ayağını kırmak istecesine topa dalması ve üstüne kırmızı kartla atılması az çok Estonya futbolu'nun ne aşamada olduğuna dair net kanıtlar sundu.





Galatasaray'da bu sezon yapmaya başladığı gibi topu sürekli ayağa oynamalı. Levadia da kendi milli takımı gibi aslında. CL ön elemelerindeki ilk 4 maçta toplam 1 kırmızı 6 sarı kart gördüler. Bu oran yüksek gibi olsada aslında bizim kartlarımızla örtüşüyor. Zira bizde 5 sarı 1 kırmızıyla gidiyoruz. Bunun en büyük payı ağırlıkta yedeklerle çıkılan ilk Tobol maçıydı. 4 sarı 1 kırmızıyla bitirmiştik maçı. Gün geçtikçe form tutup kadroya giren transferlerimiz bu oranı düşürdü. Çünkü sahada futbol oynamaktan başka birşey düşünmeyen bir takım oluyoruz git gide.




Bu arada Elono'ya değinmek gerekirse bu sezonun genelinde sağ iç yada kanat olarak izleyeceğiz. Bolca asist ve asist öncesi son pasın onun ayağından çıktığını göreceğiz. Brezilya milli takımında dahi duran topları o kullandı. Artık Sabri haddini bilecek, her duran topa zıplamayacak.

Ibracadabra - Barcacadabra

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Kürt Açılımı

11 Ağustos 2009 Salı


"Dağların yüksek kısımlarında, tepelerde yaz kış erimeyen karlar vardı. Güneş açınca üzerleri buzlaşan camsı parlak bir tabaka ile örtülürdü karın yüzü. Üstü sert altı yumşak olurdu. Bu karın üstünde yürününce, ayağın bastığı yer içeriye çöker, 'kırt-kürt' diye ses çıkarırdı.. Doğulu Türkmenlere, Kürt denmesinin nedeni buydu. Bölücülerin Kürt dedikleri, yüksek yaylalarda, karlık bölgelerde yaşayan Türklerin karda yürürken ayaklarından çıkardıkları sesin adıydı aslında."



12 Eylül sonrasında Genelkurmay Başkanlığı'nın bastırdığı "Beyaz Kitap"'ta yer alan Kürt tanımı



Sen Kürt'ü böyle tanımlayıp, onlara 'Dağ Türkleri' şeklinde mevcut ırklarının adını emrivaki şekilde değiştirip dikta etmişsin, o insanların konuştuğu yerel dili yasaklamışsın. Haliyle bir tavuk için birbirini öldürmeye meğilli Güney Doğulu eğitimsiz vatandaş bir cehaletle kendini dağa vurmuş. Hep diyorum : Bu ülke Apo denen o aşağılıktan önce darağacına gitmesi gerekenler var diye. PKK bir terör örgütü, bu doğru ama ortada benimle yaşıt bir iç savaşta var. Ve bu realite görmezden gelindiği müddetçe benim vatani görevini yapan kardeşlerim dağlarda ölmeye devam edecek. Asırlardır kozmopolit bir yapıyla bir çok ırkı, dili ve dini barındırmış topraklarda yaşayan insanların sadece ırk olarak Türk, dinini İslamiyet ve mezhebini de Sünni olarak düşünmek ve diğerlerini dışlamak hem abesle iştigal etmek hem de diktadır. Nasıl Amerika'daki bir İtalyan mahallesinde yaşayan biri Amerikan vatandaşı olduğunu benimseyip(Misal İtalyan asıllı R. De Niro, Al Pacino vb.) bu alt kimliğinin yanı sıra üst kimliği oturmuşsa bu örneği bir rol-model olarak alabiliriz. Hayır sende amma Amerikancısın diyorsanız medeni hukuğumuzu edindiğimiz İsviçre de bu yönde iyi bir örnektir. 6-7 Eylül'ü, Çorum ve Maraş olaylarını tertip edenlerin berat ettiği ülkede tek bir insanı dahi öldürmemiş olan ve ömrünü Türk-Kürt kardeşliğine adamış Deniz Gezmiş'leri idam eden zihniyet devam ettiği müddetçe istediğiniz kavramı açmaya çalışın. Siz açmaya çalıştıkça daha beter kör düğüm edeceksiniz herşeyi.



Kısaca 3 dinin yaşandığı bir adada dünyaya gelmiş biri olarak. Herşeyden önce hoşgörüyü insanlara empoze etmeliyiz. Nasıl Çin'de okullarda Konfiçyus okutuluyorsa bizde de Mevlana okutulmalı misal. Temelde hoşgörüsüzlüğün nedenidir Kürt açılımını gerektiren PKK terörü. Kürt açılımı olarak nitelendirilen saçmalık, 30 yıldır süre gelen olaylardan sonra yaşanmış onca katliamı bir bıçakla bir anda kesip atacak mı !! 40.000 şehit anasına nasıl izah edilecek peki bu açılım. Bir devlet kurulduğundan bu yana Anayasasındaki 10. maddeyi uygulayamıyorsa Kürt açılımından ziyade devletin kendini açması lazım. Aksi halde Hrant Dink vurulduğunda ülkemizdeki Rumlara ve One Minute olayında Türk-Musevilerine de bir açılımla yaklaşmak gerekir. Bu sebeple Kürt açılımı devletin, anayasamızın 10. maddesini uygulayamamasıyla yüzleşmekten başka birşey değildir.

Halbuki Daha Tekmeleyecek Onca Çöp Kovası Vardı


Bizimkilerin Katili Aykut Oray 67 yaşında vefat etti. Ya Azrail Allah aşkına bu aralar durul.

Beleştepe

Saw VI : Halloween

10 Ağustos 2009 Pazartesi


Freddy'nin Kabuslarına döndü seri

P.S. Link için afişe tıklayın.

Dikkat Dikkat !! Kaptanınız Konuşuyor


Kim ne derse desin Arda yılın adamı olacak bu sezon. Dün geceyi 1 gol 2 asistle kapattı. Antep ligin en zorlu virajlarından biri olacak bu aşikar. giden takım kolay çıkamayabilir. Ben 1 puanda olsa razıyken 3 puan cepte, harika oldu başlangıç.

Terk

9 Ağustos 2009 Pazar


--------------------------İki

-------------------------------------saate
---------------------------------------------------kadar
----------------------------------------------------------------geliyormuş
-------------------------------------------------------------------------------------gibi
------------------------------------------------------------------------------------------------gitti...


Güneş As(Ben ve Hiç Kimse kitabından)

Gaziantep - Galatasaray


Bugün TSL'de sezonu açıyoruz. Gerçekten ligin patlamaya hazır kadrolarından birini kurdu Antep. Beraberlik benim için ilk ihtimal olacak. Hem Antep kendi evinde oynayacak olması nedeniyle hem de Galatasaray Total Futbol'u tercih etmesi nedeniyle zevkli geçeciğine inandığım bir maç olacak. Hava sıcaklığı maça etki edecek faktörlerin başını çekiyor. İnşallah istenmedik bir an yaşanmaz. Her iki takımın muhtemel kadroları aşağıdaki gibi. Antep geçen sene 4-4-2 oynuyordu. Bu yüzden Couceiro'nun hangi sistemi tercih edebileceğini tam bilemiyorum o yüzden geçen seneki dizilişerini bozmadan yazdım. Galatasaray'da Barış ilk 11'de sahaya çıkacaktır. Performansı oldukça iyi. Rijkaard sol kanatta Aydın'ı tercih edip Kewell'ı 2. yarı skora göre oyuna alabilir. Bu arada Antep'te Beto ve özellikle Tabata'nın geçenseneki istikrarlı performansları gösterip gösteremeyeceği herkes için merak konusu. Ayrıca Antep'te Murat Şahin bacağındaki çatlak nedeniyle forma giyemeyecek.

Leo


Sabri - Gökhan - Servet - Hakan


Barış - Ayhan - Arda


Keita - Baros - Kewell(Aydın)






Beto - J.Cesar(T. Köse)


Olcan - Zurita - Tabata - M.Yozgatlı(İlhan Özbay)

Ivan - J.Cesar - Deumi(T.Seyhan) - S. Kurtuluş



Recep Biler

Premier League 09/10 Formaları


P.S. Diğer formalar için resme tıklayın.

İtalya Süper Kupası Lazio'nun


'63 Matuzalem
'66 Rocchi
'77 Eto'o


Olimpiyat Stadı'nda final oynatanlar muhakkak şunu bir okusun bence. Harika bir araştırma olmuş Lazio-Inter finali hakkında. Aslına bakarsanız kimse çıkıpta bizim takımlarımızın itibarı kıtasaldır yok efendim dünya çapındadır demesin bence. Çinliler para akıtmışlar bu final kendi ülkelerinde oynansın diye.

Doğru Söze Ne Hacet


"...Fatih Tekke Zenit’te UEFA Kupası kaldırdı, biz geçen sene şampiyon olduk, Hasan Kabze öyle, Caner CSKA Moskova’da oynuyor. Diğer gurbetteki oyuncuların takımları küme düşüyor ama Rusya’daki futbolcular sadece maç anında gündeme geliyor. O da gol atığımız zaman..."


Daniel Jarque Vefat Etti


Espanyol'un yeni kaptanı, defans oyuncusu Jarque kalp krizi geçirerek 26 yaşında hayata gözlerini yumdu. 2 gündür blogda ölüm haberi veriyor olmaktan hiç mutlu değilim.

Kurtalan Expres Yine Cennete Uğradı

8 Ağustos 2009 Cumartesi


Barış Abi artık cennette yalnız değil kadim dostu ve Kurtalan Expres gitaristi Bahadır Akkuzu hayata gözlerini yumdu. Allah rahmet eylesin.

Cenabet Misin Be Birader!!

7 Ağustos 2009 Cuma


Galatasaray Yönetiminden büyük Galatasaray Taraftarı adına özel bir ricam olacak. Sayın Yönetim Kurulumuz, Tobias Linderoth adındaki oyuncumuzu öncelikle Müslüman yapalım ve bundan sonraki maçlara çıkarken önce abdest alsın, sahaya evvela sağ ayağıyla girsin ve muhakkak besmele çeksin. Ya bu ne biçim iştir ya Lincoln bile bu adamdan daha fazla faydalı oldu kulübe.

Avrupa Ligi Kuraları


Galatasaray-Levadia, Trabzonspor-Toulouse ve Sion-Fenerbahçe kuralarıyla Avrupa Ligi önce her ne kadar yüzümüz gülsede Shaktar-Sivas eşleşmesi o kadar düşündürüyor. Ülke puanı açısından önümüzdeki rakiplerden olan Ukrayna ekibi malesef şimdilik sıkıntı yaratıyor. İnşallah tur kağıt üstündeki favorinin kazanmasıyla sonuçlanmaz Sivas adına.

Bu Ne Biçim Kura Böyle

Allah'tan Sivas Anderlect'e 6 tane atamadı. Celtic-Gunners, Lizbon-Fiorentina ve Pao-Madrid eşleşmeleri ön elemelerde benim gibi futbol taraftarlarının istemediği eşleşmeler aslında.

1,2,3 Yetmez 4,5,6 Olsun

6 Ağustos 2009 Perşembe


'2 Barış
'6 Keita
'52 Barış
'56 Nonda
'60 Nonda
'90 Nonda



Bu geçen seneden beri amansızca eleştirdiğim Aydın 3 asistle maça damgasını vuranlardan oldu. Nonda forvet arayan yönetime kısa vadede ben bu takımın gol yollarına çözüm olurum dedi. Bence forvet arayışları şimdilik rafa kalkmıştır. Keita'da Sarp gibi ASY'deki ilk maçında golünü attı. Barış orta sahadaki forma yarışını iyice kızıştırdı. Bu arada gollerin yarısı yine kafayla geldi. Yarınki kurayı bekliyoruz dört gözle.

Barclays Yılın Fotoğrafçısı

5 Ağustos 2009 Çarşamba


Terim'in Tokadı


Hagi, Westfalen'de BVB'ye 2. golü yazıyor ve Fatih Terim'de hızını alamayıp Müfit Erkasap'ı mazluma çeviriyor. Delirdiğim maçlardan biridir. O dönem BVB gerçekten çok iyi bir takımdı. 2-3 sene evvelinde CL kazanmıştı. Kadrolarında Andreas Möller vardı, boru mu!! Ricken, Lehmann cabası. Hey gidi günler hey.


P.S. Videosu için fotoya basın.

CL'de Dün Gece


Dün gece CL ön eleme rövanş maçları oynandı. Beklendiği gibi Sivas elendi, Twente kendini eledi, Maccabi Haifa inancın zaferine imza attı. Bu gecenin maçı ise D.Moskova - Celtic maçı olacak. Bu akşam turu geçme yolundaki en avantajlı takım Olympiacos.

Roni'cim Bekle Geliyorum


İşte nokta atışı transfer diye buna derim ben. Madrid'in boşluğunu Makalele'den bu yana dolduramadığı bölgeyi Alonso'yu alarak harika bir transfer yapıldı.

Iron Maiden - Best of the Beast

4 Ağustos 2009 Salı


Demir Bakire'lerin ilk 'best of' albümü. 34 şarkılık 4 disk, 27 şarkılık 2 disk ve 16 şakılık tek disk olamak üzere 3 formatla piyasaya sürüldü albüm. Fear Of The Dark'tan The Number of the Beast'e Hallowed Be Thy Name'den Run to the Hills'e kadar bir sürü efsanevi metal parçası yer alıyor albümde. Ayrıca Virus adındaki yeni parçalarıda albümde yer alıyor. Bendeki 16 şarkılık olanı ve 34 şarkılık olan sınırlı sürümü arıyorum açıkçası. Her evde olmalı.

Hoşgeldin Sven

Ve 3G Hayatımızda

3 Ağustos 2009 Pazartesi



3G artık hayatımızda. Turkcell'in Görüntülü Çağrı Merkezi'nde görevli olmam nedeniyle bloga yeteri kadar eğilemedim bu aralar. Yalnız VCC'de gördüklerim oldukça ironik. Turkcell 'Merak etmiyor musunuz?' sloganıyla çıktı yola. Ve slogan gerçekten tuttu. 3G için gösterilen ilgi ise gerçekten üst düzeyde. Turkcell sadece çağrı merkezini arayanlardan 3G ihalesi için ödediği 853 milyon TL'yi çıkarabilir, o derece yani. Özellikle görüntülü görüşmeyi ilk defa denemek için bile bizi arayanlar var. Arayanlar arasında 0.5G'nin bile fazla olduğu tiplerden tutunda bayan müşteri temsilcilerini telekız sanan şerefsizlerden, sabah kalkar kalkmaz don atlet bizi arayanlara kadar iğrenç bir yelpazemiz var. Peki hiç mi adam gibi arayanlar yok, tek tük var elbette. Bu arada 3G ağırlıkta şehir merkezlerinde çektiğinden her yerde çekmeyebilir şimdiden belirteyim. Sonra ben niye görüntülü görüşemiyorum demeyin ha ! Benden söylemesi.




Ben bu fotoda adamın tipinden ziyade benim bakışlara yarıldım. O nasıl bir şaşkınlık ifadesidir Allah aşkına !

Pavel Pogrebnyak VfB Stuttgart'ta

2 Ağustos 2009 Pazar


Stuttgart Mario Gomes'in yerini doldurabilecek iyi bir ismi transfer etti. Transfer 4.500.000 € karşılığında gerçekleşti. Pogrebnyak'ı önerdiğimizde yıl sonunda sözleşmesinin biteceğini belirtmiştim. Oldukça ucuza kapatmışlar.